|
Bizim Linux'a Öneriler
Tübitak'ın şimdilik yalnızca CD ile çalışacak şekilde
tasarladığı Uludağ Pardus işletim sistemi güzel bir adım. Henüz
geliştirme aşamasında olan bu sistemi bazı bilgisayar dergilerinin CD'lerinde
bulabilir veya http://uludag.org.tr
adresinden ücretsiz yükleyebilirsiniz.
İşletim sistemi bilgisayarınıza hiç bir etki yapmadan CD
üzerinden açılıyor, bilgisayarı kapatıp CD'yi çıkardığınızda eski sisteminize
rahatlıkla geçiyorsunuz.
Madem bizim linux'umuz var ve henüz geliştirilme aşamasında,
ben de hem geliştirici hem de kullanıcı olarak bir işletim sisteminden bazı acil
beklentilerimi sıralamak istiyorum.
KİOSK / KONSOL KİPİ
Dış ortamlarda çalıştırılabilecek yazılımlar için işletim sisteminin konsol
kipinde çalıştırılabilme özelliği olabilir. Bu durumda hızlı bir şekilde
açılması, açılışta herhangi ekran görüntülenmeden doğrudan ilgili uygulamaya
geçilmesi önemlidir. (Windows 95'te win.ini içinde "explorer.exe" yerine başka
bir uygulama adının yazılması gibi.) Kullanıcılara, uygulamaya ve sisteme
müdahale imkanı verilmemelidir.
GÖLGE KİPİ
Özellikle elektronik cihazlar için, yalnızca arka planda yürütülebilecek,
arayüzü olmayan bir sistem hazırlanabilir. Elektrik gelip cihaz çalıştığında
uygulama otomatik olarak koşturulur.
Microsoft'un bu gibi cihazlarda kullanılmak üzere geliştirdiği Windows sürümü
256 mb.lik toplam disk alanı içinde yaklaşık 100 mb. yer kaplıyor ve ücreti
cihaz başına 100 dolardan fazla.
Cihazlar konsol şeklinde, otomasyona bağlı olabilir. Örneğin hastanelerde
kullanılabilecek bir görüntüleme cihazı veya başka bir cihaz için böyle bir
uygulama kullanılabilir. (Zaten alternatif sistemler var tabii.)
BİLGİ SEVİYESİ VEYA KULLANIM TÜRÜNE GÖRE KULLANICI
KİPLERİ
İki yıl önce monitör ışığını kısıp, ekrandaki beyaz zeminleri iyice
koyulaştırdıkdan sonra göz sorunlarım kayboldu. Sistemi her yeniden kurmamda
aynı ayarları ve daha bir sürü ayarı yapıyorum.
- folder options'ta web content özelliklerini kaldır,
- dosya türlerinin uzantısını iste,
- otomatik açılan açıklamaları devre dışı bırak,
- offline files özelliğini kapat,
- start menüdeki ve pencere başlığındaki üç-boyut özellikleri kapat,
- menülerin oynayarak/uçarak/kaçarak gelmesini engelle,
- dosyalara hakim olmak için thumbnails'ten details görünümüne geç,
- office yardımcısını sistemden sonsuza kadar sil,
- bilgisayarın kendi başına yapmaya çalıştığı her şeyi kapat,
- sistem restore'den koşarak, otomatik güncelleştirmelerden uçarak kaç,
- computer browser, remote registry gibi bir sürü servisi kapat
(zaten xp'de remote registry ile çalışmak pek bi zor),
- ve daha bir sürü şey...
Öyle ki tüm eşantiyonları eksiksiz reddedilmiş bir Windows benim için çok
verimli oluyor. Henüz geliştirme aşamasında iken yazılımının, sistemin kökündeki
ufak değişikliklerden etkilendiği bir programcı için "otomatik
güncelleştirme" deyimi ne kadar da ürkünç!
Bilgisayarını başka kimseye kullandırtmama konusunda ısrarlı biri için kullanıcı
hesapları oluşturmak ve bunları yönetmek zorunda kalmak, bir sabah bilgisayarını
açtığında izinsiz yüklenmiş veya değiştirilmiş bir şey görmek herkesi memnun
etmeyebilir. Longhorn'daki uçan kaçan saydam pencerelerin herkesin işine
yaramayacağı gibi.
Sonuç olarak eğlence amaçlı pazarlanan bir sistemde bunlar normal olabilir ve
bunları devre dışı bırakmak da, dosya arama ekranında muhatap olduğu "resim
aramak istiyor musunuz?" sorusunu olumsuz onaylamaktan sıkılan, sistemini stabil
olma konusunda kararlı hale getirmeye çalışan bir programcı için, biraz önce
abartıldığı kadar zor değil.
Yine de "bizim linux"umuzda UZMAN/ORTA/EĞLENCE/AİLE ... gibi kullanıcı
kipi düzeyleri oluşturabilmek hoş olurdu doğrusu.
Serkan ŞAHİNOĞLU
05.05.2005
|